İsmail Ersoy
Sahaya ilk adım attığımda daha çok gençtim — ve öğrenecek çok şeyim vardı. Aradan 15 yılı aşkın bir süre geçti. Sekiz yılını makine üretiminde, Ar-Ge ile satışın tam ortasında geçirdim; sonraki sekiz yılı endüstriyel otomasyonda — önce satış mühendisi olarak, sonra bir bölgenin yönetimini üstlenerek, en sonunda satış müdürlüğüne uzanan bir yolda. Bu süreçte tek bir şeyi hiç bırakmadım: sahada olmayı. 100'den fazla OEM ve kritik projeyi kazanırken, yeni bayilikler ve iş ortaklıkları kurup yönetirken hep aynı soruyu sordum kendime — bu gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece kulağa mı hoş geliyor?
Cevap sayılarda saklıydı aslında: yönettiğim şirketin cirosunu 5 yılda 10 katına, bir bölgenin cirosunu 2 yılda 3 katına çıkardık. Ama benim için asıl kazanım bu rakamlar değil — bugün SalesIsAFun'da anlattığım her tekniğin, bir zamanlar benim de masamda, telefonda ya da sahada bizzat denediğim bir şey olması.
Bu hikaye aslında benimle başlamadı. Türker Engin ve Mustafa Çopuroğlu, satış hikayemi başlatan, bana çok şey öğreten iki isim oldu. Onlarla birlikte bir hikaye yazdık — ve o hikayeyi bugün hâlâ yazmaya devam ediyoruz. SalesIsAFun, tam olarak bu yüzden var: onların açtığı yolu, tecrübeyi ve bilgiyi paylaşmanın değerine inanarak devam ettirme isteğinden doğdu.
Bir söz vermek yerine dürüst olmayı tercih ederim: sahadaki sonuç her zaman senin kendi çabana bağlı. Ben sana sadece sahada gerçekten sonuç veren yolu gösterebilirim.